|

Françoise Colombani
Françoise Colombani
ZEYTİN AĞACININ YAŞAMI
Ekilmeden, kendiliğinden yetişen zeytine; yabani zeytin veya delice (oleaster)
denir. Delice, aşılanıp-ıslah edilerek, kültür bitkisine(sativa)
dönüştürülüp, daha verimli bir hale getirilebilir. Fidandan, dikme
olarak yetiştirilen zeytin ağacı, kazık kök yapmaz ve çabuk yıkılır.
Oysa dağda, tohumdan üreyen zeytin ağacı; kazık köklüdür, yerinden kolay
sökülmez.
Zeytin ağacı, meyvesinin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen,
altın sarısı yağı olan, çok değerli bir ağaçtır. Uygun koşullarda
yetiştirilirse, ekimini izleyen 5-6 yıl içinde, meyve verecek duruma
gelir. Zeytin ağacının verimli hale gelmesi, 20 yılı bulur ve giderek de
verimi artar. 35-150 yıl arası, ağacın olgunluk ve tam verim dönemidir.
Sonra, daha yüzlerce yıl yaşar. Oldukça uzun bir yaşamı vardır.
Yaşlanınca da tabii ki verimi azalır.
Zeytin ağacı, bir yıl bol ürün verirken, arkasından gelen yılda adeta
dinlenir ve verimi azalır. Sonuçta, bir yıl çok, bir yıl az ürün verir.
Buna Periyodisite denir. Bu durum, halk arasında var yılı ve yok yılı
olarak adlandırılır.

Irene Bossa
Mady Maertens
ZEYTİN BAHÇELERİ
Zeytin ağacı, çok özel bir ağaçtır.

1000 yaşına kadar yaşayabilir. 3000
yaşında zeytin ağaçları bulunduğu, bazı araştırmacılar tarafından ifade
edilir. Zeytin ağacının uzun yaşamı, yapraklarındaki, oleuropein
maddesine dayanır. Bu madde, zeytin ağaçlarını, hastalık ve
zararlılardan korur. Ayrıca yapraklarından çıkan kalsiyum elenolaten
maddesi, zararlı virüs, bakteri ve mantarları yok eder.

Georges Braque
J.F.Brahin
AŞADIĞI COĞRAFİ KOŞULLAR
Zeytin ağacı, genellikle rakımı düşük coğrafyalarda yetişir. Ancak
denizden 1000 metre yükseklikte de, zeytin tarımı yapılabilmektedir.
Türkiye'de, 800 hatta 1000 metreye kadar zeytin yetişmektedir. Zeytin,
özellikle 400 metrenin altındaki alçak alanlarda, daha verimli olur.
Zeytin ağacı için, yetiştirilmeye elverişli coğrafya; yazları sıcak,
kışları ılıman geçen iklimlerdir. Zeytin, suyu sever, ama susuzluğa da
dirençlidir. Aynı ölçüde verimli olamasa bile, zeytin ağacı, kendisini,
bölgenin iklim yapısına uydurmayı başarır.
Zeytin ağacının en büyük düşmanı, dondur ve -12°C'de kurur. Zeytin
ağacına, fakir toprakların zengin ağacı denir. Sulanınca, verimi artar.
Su yetersiz olunca da, ufak-buruşuk tane verir. Zeytin ağacı, yayla ve
tepelerde iyi gelişir ve bol ürün verir. Böyle yerlerde, yağ oranı da
yüksek olur. Sofralık zeytin çeşitleri için düzlük yerler, daha
uygundur.

Fotoğraf-Birol Üzmez
Fotoğraf-Birol Üzmez
ZEYTİN AĞACININ GÖVDESİ
Zeytin ağacının gövdesi, işlevsel olarak birbirinden bağımsız, farklı
kısımlardan oluşmuş bir kümedir. Böylece, gövdenin şekli, her bir ana
dalın gelişmesine göre dinamik bir şekilde değişmektedir. Ağaç
gövdesinin, toprak altında kalan kısmına; turp, bunun etrafındaki
şişkinliklere; yumru denilir. Zeytin ağacının herhangi bir kısmı, kök
yapma özelliğine sahiptir. Zeytin ağacının, ana kökü, sürekli yeni
kökler vererek, gövde ve dalları besler.
Dayanıklı ve kolay çoğalan bu ağaç; yaşlansa, gövdesi çökse, kurusa,
gövde yumrularından ve köklerinden fışkıran sürgünlerle canlanır, yeni
bir ağaç olarak ortaya çıkar. Odunu, sert ve sağlamdır. Erozyona karşı
mücadelede de, en uygun ağaç türüdür. Orman yangınlarına dayanıklıdır.
Yanan ağaçlar, kısa sürede sürgün verirler. Yaşlı zeytin ağaçlarının,
gövdelerindeki öz kısımları, öteki ağaçlarda olduğu gibi boğumlaşmaz,
zamanla çürür gider. Bu nedenle, gövde kesitindeki yıl çizgilerini
araştırıp, zeytinin yaşını bulmak zordur.
Zeytin ağacının boyu, 10 metreyi bulur. Sık dallı, yayvan tepelidir.
Genç zeytin ağaçları, geniş, kıvrımlı, yumrulu, yuvarlak tek
gövdelidirler. Bazı yörelerde, ana kökten gelen üç ayrı gövdeli ağaçlar
bulunur. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak, artan boy kadar her sene
genişler ve tacının 2-3 misli genişlikte, bir alana yayılabilir. Verimli
topraklarda, taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun
ve yuvarlaktır. Sürgünleri, gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç
köşelidir.
Zeytin ağacı, yüksek bir morfogenetik(genetik yapısı) güce sahiptir. Bu
nedenle, yeniden şekil vermek için yapılan budamaya, gençleştirmeye, çok
iyi cevap verir. Zeytin ağacı, sadece meyvesi ile değil; dalı, yağı,
kökü ve yaprağı ile de, üreticisine katkıda bulunmaktadır.

Fotoğraf-Hüsmen Solmaz
Fotoğraf-Hüsmen Solmaz
ZEYTİN AĞACININ YAPRAKLARI
Zeytin ağacının yaprakları ve meyvesi.
Zeytin ağacı, yaz-kış yapraklıdır. Hastalığa uğramazlarsa yapraklar,
ortalama 18-30 ay yaşarlar. Dökülenin yerine yenilenen yapraklar,
dayanıklıdır. Bundan dolayı, zeytin ağaçları, sanki yapraklarını, hiç
dökmezmiş gibi daima yeşil görünür. Yaprakların, bir kısmı çıkarken, bir
kısmı döküldüğünden bu durumun farkına varılmaz.
Yapraklar, küçük, yuvarlak veya hafifçe uzun, etli ve koyu yeşil bir
renge sahip olmalarına sebep olacak kadar yüksek bir klorofil içeriğine
sahiptirler. Zeytin yaprağı, yaklaşık 5-6 cm uzunluğunda ve orta kısmı
1-1.5 cm genişliğindedir.
Birçok çeşidin yapraklarının büyüklüğü; bitkinin yaşı, kuvveti ve
çevresel şartlara göre önemli derecede değişiklik göstermektedir.
Yapraklar, zeytin ağacının sağlık göstergesidir. Kurumaları,
sararmaları, düşmeleri; ağacın iyi bakılmadığının, yeterli su
almadığının, toprağın gübreye ihtiyacı olduğunun göstergesidir. Zeytin
yaprakları, ışık, yüksek veya düşük sıcaklık gibi, ekstrem çevre
şartlarına karşı hassastırlar. Gelişmesinde ve fotosentez eğiliminde,
belirgin bir azalma görülür.
Zeytin ağacının, yanlızca meyvesi ve ondan elde edilen yağı değil;
yaprağı da, insan sağlığı yönünden önemlidir. Bugüne kadar zeytin
yaprağında, 100’e yakın madde elde edilmiştir. Yaprakta bulunan bu
maddeler, zeytin çeşidine uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği
bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.
Yeni yapılan araştırmalarla olağanüstü özellikleri ve kansere karşı
etkinliği ortaya çıkan "zeytin yaprağı" ve içindeki "oleuropein"
maddesi.
Yapraktaki: Oleuropein ve Özellikleri
Zeytin yaprağında, 60-90 mg/gr oranında, oleuropein bileşiği
bulunmaktadır. En aktif antioksidanlar, fenolik ve polifenolik
bileşiklerdir. Oleuropein, başlıca polifenolik antioksidanlardan biridir
ve yaprağın en etken fenolik bileşiğidir. Bu bileşik aynı zamanda
terapötik (tedavi edici) etkiye sahiptir. Oleuropeinin içeriğindeki;
elonoik asidin, antibakteriyel, antifungal ve antiviral özellikleri,
laboratuvar koşullarında kanıtlanmıştır. Bu özelliğiyle, doğal
antibiyotik olduğu bilinir. Vücudun bağışıklık sisteminde, soğan ve
sarımsak ile benzer etki gösterir.
Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein,
zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oleuropeinin içeriğinde
bulunan elenolik asit ve oleuropein türevi olan kalsiyum elenolat, çok
çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir. Zeytin
yapraklarında da bulunan oleuropein maddesi ve hidrolizleri(molekülün su
ile ayrışımı), antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar
üzerinde, etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Yaprakta, çeşitli flavonoidler bulunmaktadır. Fenolik ve flavonait
bileşikler, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip; hastalıklara karşı
dirençli olmasını sağlar. Yapraktaki oleuropeinin, antibakteriyel
özelliği kullanılmaktadır. Zeytine uzun ömrünü verdiği söylenen,
oleuropein maddesi, Avrupa'da, gençleştirici kremlerden, haplara ve
sütlerin özelliklerini artırmaya yönelik olmak üzere, çok geniş
alanlarda kullanılmaktadır.
Zeytinin yaprağında, tanen vardır. Meşe palamudunda da bol miktarda
bulunan tanenler, aynı zamanda, antiseptik bileşiklerdir. Zeytinin
yaprağında, uçucu yağlar, organik asitler ve rezin bulunur. Yaprakların
çayı ve tentürü kullanılır. Asırlardır yetiştiği coğrafyalarda zeytinin
yaprağı, ilaç olarak kullanılmaktadır. Zeytinin yaprağı, düşük basınç
altında, az ısıyla kurutulursa, yaprağın, hem değerleri değişmez hem de
acılaşmaz.

Fotoğraf-Hüsmen Solmaz
Zeytin Yaprağı Özü (Ekstrakt)
Zeytin yaprağı, eski çağlardan bu yana tedavide kullanılmıştır. Doğal
antibiyotik ve antioksidan özellikler taşımaktadır.
Zeytin yaprağı özü(ekstraktı), zeytin ağacı yapraklarından, fiziksel ve
kimyasal metodlarla elde edilir. Bu öz, yeşil toz görünümlü yaprak
özüdür. Bu öz, tüm bileşikleri, saf olarak kapsamakla beraber; 250
mikrogram A vitamini, 40 mikrogram selenyum, 250 miligram C vitamini, 20
mg askorbil-palmitat içermektedir. Zeytin yaprağı özü, zeytin yaprağının
bileşenlerini, konsantre olarak ihtiva etmektedir. Yani, 1 gr yaprakta,
yaklaşık % 5 oleuropein bulunurken; 1 gr zeytin yaprağı ekstraktında bu
oran, % 20’lere kadar çıkmaktadır. % 6-15 oranında oleuropein içeren
kuru zeytin yaprağı özü, ticari olarak satılmaktadır.
Zeytin yaprağı ile ilgili çalışmalar devam etmekle beraber; yaprak
özünün, soğuk algınlığından aşırı yorgunluğa ve birçok hastalığa iyi
geldiği bilinmektedir. Zeytin yaprağı, çay veya öz formunda alındığında;
oleuropein, insan vücudunda bulunan iki enzim tarafından(esteraz ve beta
–glukozidaz) elenoik aside dönüştürülür. Bu bileşik, güçlü bir
antibakteriyal etkiye sahiptir. Özellikle de patojen bakteriler
üzerinde, öldürücü bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır.
  
Fotoğraf-Hüsmen Solmaz
Fotoğraf-Hüsmen Solmaz
Fotoğraf-Hüsmen Solmaz
ZEYTİN AĞACI ÇİÇEĞİ
İki tip çiçek vardır.
1.Normal çiçekler: Hem dişi hem de erkek organları vardır. Erselik, yani
tam çiçek.
2.Erkek çiçekler: Sadece erkek organları vardır. Dişi organlar
körelmiştir.
Dişi organ, iki karpellidir. Her karpelde döllenmeye ve gelişmeye
elverişli, iki normal tohum taslağı bulunur. Fakat gelişmiş meyvelerde,
yanlız bir karpel vardır ve içinde gelişmiş bir tohum bulunur.
Tam çiçeklenme, 15 Nisan-15 Mayıs arasında gerçekleşir. Çiçekler,
baharın sonlarına doğru yaprakların altından, küçük beyazımsı-sarı
renkli, kokulu, seyrek salkımlar halinde açar. Çiçeklenme, hemen hemen
önceki mevsimde gelişen sürgünler üzerinde olmaktadır. Her salkımda,
ortalama 10-15, en çok ise 25 kadar çiçek mevcuttur. Zeytin çeşitlerinin
çoğunda, iki tip çiçek bulunmaktadır. İyi çiçeklenmenin olduğu yıllarda,
çiçeklerin % 1-2’sinin meyve tutması, iyi bir ürün elde etmek için
yeterlidir. Zeytin, anemofil bir bitkidir. Yani, çiçeklerinin
tozlanması, genellikle rüzgârla gerçekleşir. Rüzgarların taşıdığı çiçek
tozlarıyla döllenen çiçekler, etli ve yağlı meyve verir. Ortalama, yüz
çiçekten, yalnızca beşi, meyve verir.
KÖK SİSTEMİ
Tohumdan veya çelikten meydana gelmiş fidan kökleri, 3. ve 4. yaşına
kadar daima dikine büyüme gösterirler. Daha sonra, bu köklerin yerine,
yumruların oluşması ile saçakvari yeni bir kök sistemi meydana gelir.
Oluşan bu kök sistemi, hemen toprak yüzeyinin altında yer almaktadır.
Zeytin ağacının, yaşına bağlı olarak kökler de büyümeye ve yayılmaya
devam ederler.
Kök sisteminin dağılımı, toprağın bünyesine ve özellikle de
havalanmasına bağlıdır. Havalanması iyi olan topraklarda kök sisteminin
açısı, nispeten dardır ve kökler 6-7 m hatta daha da derine ulaşabilir.
Daha az havalanan topraklarda, açı artar ve kök sisteminin derinliği
azalır. Sulanan bahçelerde, kök sistemi yüzeyseldir ve 70-80 cm’lik
kısımda yoğunlaşmaktadır.
Bir ana dalın çıkarılması, kendisine denk gelen kök sistemini
zayıflatır. Yeni bir ana dalın gelişimiyle bağlantılı olarak, yeni
kökler gelişecektir. Zeytin ağacı, toprak altındaki kök sistemi ve
gövdesi ile bir bütündür.
|